Çok gezen mi , yoksa çok okuyan mı bilir?
Deneyim mi , Bilgi mi ?
Hepimizin kulağına tanıdık gelen o soru: “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?”
Kimi sayfalarca kitap bitirir, kimi dünyayı adım adım dolaşır… Sonra bir düşünce anı gelir. Gerçekten öğrenmek, hangisinde saklı? Gezmekte mi , yoksa okumakta mı?
Aslında cevap ne sadece okumakta , ne de sadece gezmekte.
Bilgi , eğer sadece zihinde kalırsa zamanla silinebilir özellikte. Ama yaşantıya dönüştüğünde , yani harekete geçildiğinde , denendiğinde, hatalar yapıldığında kalıcı halde.
Belki de bilginin her yerde kol gezdiği dönemimizde , en önemli soru şu:
Gerçekten öğreniyor muyuz, yoksa sadece bildiğimizi mi sanıyoruz?
Beynin Öğrenme Tercihi: Deneyim
Okuduğumuz, dinlediğimiz, izlediğimiz bilgilerin çoğu kısa süre sonra zihnimizden silinmesinin nedeninin altında yine beynimiz var.
Beynimiz her bilgiyi kalıcı hafızaya atmıyor.
Önce bir süzgeçten geçiriyor , “Bu gerçekten önemli mi?, hayatta kalmama, ilerlememe katkısı olur mu?” diye soruyor.
Pasif olarak aldığımız bilgiler ise , örneğin sadece dinlediklerimiz , duygusal bir yoğunluk yaratmadığı için genellikle bu süzgeçten geçemiyor , ve duygusal iz bırakmayan bilgilerde kısa sürede yok olup gidiyor. Ve sonuç : Biz öğrendiğimizi zannediyoruz.
Ama deneyim öyle mi?
Deneyimde duygu var, hareket var, risk var. İşte bu yüzden beynimiz , deneyimleri çok daha güçlü kaydediyor.
Gerçek öğrenme, yalnızca bilgi almak değil; yaşantı → gözlem → kavramsallaştırma → deneme adımlarının döngüsel biçimde birbirini beslemesi diyen Kolb’un Öğrenme Döngüsü de tam olarak bunu anlatıyor aslında.
Yani önce yaşamalı, sonra üzerine düşünmeli ve oradan bir anlam çıkararak ve tekrar denenmeli. Bu döngü tekrarlandıkça bilgi davranışa; davranış da kalıcı beceriye dönüşmeli.
Deneyimin Gücü
Hatırlayın…
Sahnede sunum yaptığınızda ya da bir rol canlandırmasında gerçekten zorlandığınızda, o an ki öğrendiklerinizi hayatınız boyunca unuttunuz mu?
Aslında deneyim sırasında da düşünmeden; hissederek, hareket ederiz ve risk alırız. Üstelik deneyimin içinde çoğu zaman hatalar da var. Hata, yüksek dikkat ve yoğun duyguyla gelir ve aslında bu da öğrenmeyi kalıcı hale getirir.
O yüzden ; sahnede sunum yaptığınızda , ya da bir rol canlandırmasında gerçekten zorlandığınız anlardaki öğrendikleriniz zihinlere kazınır.
Demek ki ; deneyerek , yaşayarak öğrenme biçimini benimsemek şart!
Kendine Sor
O yüzden;
Bugün bildiğin , ama henüz denemediğin ne var?
Belki bir fikir, belki ertelediğin bir hayal, belki de yıllardır aklında olan ama “hazır değilim” dediğin bir adım…
Unutma;
Bilgi seni hazır hissettirebilir, ama ancak deneyim seni gerçekten dönüştürür.
Çünkü öğrenme, sadece bildiğinde değil; denediğinde, yaşadığında ve hissettiğinde başlar.
Seda Yüksel
UPRISE Kurucusu · YAP · YAŞA · ÖĞREN Yazarı
İnsan, davranış, ilişkiler ve iş hayatının görünmeyen dinamikleri üzerine düşünüyor ve yazıyor.