Hatırladın mı? Dün de bugündü…
Neden Harekete Geçemiyoruz?
“Yapmam lazım” deyip de bir türlü başlayamadığın şeyleri hatırlayarak başlayalım bu yazıya.
Bir proje, bir hayal, bir karar, belki sadece ufak bir alışkanlık…
Niyet var, bilgi var, hatta plan bile hazır. Ama iş adım atmaya gelince , koca koca bahanelerle örülmüş sanki görünmez bir duvar çıkar önüne.
O duvarı da “yarın başlarım”, “şartlar uygun değil”, “biraz daha hazırlanmalıyım” gibi sözlerle süsleyerek ; günleri , haftaları , hatta bazen yılları geçirip gidersin.
Aslında hareket etmenin , ya da bildiği yolun dışına çıkıp bilinmezliği deneyimlemenin beynimiz için büyük risk olduğunu sürekli okuyor , duyuyor ve bu bilgiye bir şekilde maruz kalıyoruz.
Bu kadar bilip ya da farkında olup ta ertelemenin ya da harekete geçememenin nedenini hadi biraz irdeleyelim…
Beynin Hareketsizliği Tercihi
Harekete geçemediğimizde çoğu zaman kendimizi suçlarız değil mi? Üstelik iş kendimizi suçlamaya gelince hiç acıma olmadan yaparız bunu
“Benim disiplinim yok”, “iradem zayıf”, “başaramayacağım zaten”…
Oysa burada mesele çoğu zaman kişisel eksikliğimizden değil de, beynimizin doğal işleyişinin olduğunu bilsek…
Burada beynimizin iki sistemi devrede;
- Limbik Sistem (tehdit odaklı beyin): Risk gördüğünde hemen frene basıyor. “Ya başarısız olursam?” sorusu hep buradan geliyor. Çünkü beyin güvenliği sever, konforu korumak ister bunu biliyoruz artık
- Prefrontal Korteks (mantık ve planlama beyni): Geleceği düşünen, hedef koyan, karar alan merkez. “Bunu yapabilirim” diye umut veren ses de buradan geliyor kısaca.
Şayet bu iki sistem aynı anda konuşur ise genellikle limbik sistem kazanıyor. Çünkü beyin, kısa vadeli güvenliği uzun vadeli gelişime tercih ediyor.
Bu yüzden, hareketsiz kalmak aslında beynimizin “hayatta kal” stratejisidir.
Ama ironik olan şu ki ; hareketsizlik bizi hayatta tutar gibi görünürken , uzun vadede bizi durağanlaştırır, potansiyelimizi gölgeye çeker.
Küçük Adımların Gücü
Limbik sistem bize “bekle, riskli” diye fısıldarken, onu susturmanın en etkili yolu küçük adımlardır.
Çünkü küçük adımlar beynin ödül sistemini harekete geçirir.
Her küçük adım → minik bir başarı → biraz dopamin → daha çok cesaret
Ve böylece zincir büyür.
Küçük adımların sihri şurada:
- Büyük hedefi parçalara böler, gözünü korkutmaz.
- Her başarı, özgüvenini besler.
- Hareket ettikçe öğrenir , öğrendikçe de güçlenirsin.
Ve bir bakmışsın, o “asla yapamam” dediğin şey, küçük adımların birikimiyle çoktan geride kalmış hale gelir.
Kapanış – Kendine Sor
💡 Soru: Bugün hâlâ başlamayı ertelediğin şey ne?
Belki uzun süredir aklında olan bir fikir, belki küçük bir alışkanlık, belki de büyük bir hayal…
Unutma;
Doğru zaman diye bir şey yoktur.
Doğru adım vardır. Ve o adım, şimdi attığındır.
Seda Yüksel
UPRISE Kurucusu · YAP · YAŞA · ÖĞREN Yazarı
İnsan, davranış, ilişkiler ve iş hayatının görünmeyen dinamikleri üzerine düşünüyor ve yazıyor.