Kader Ne Değildir?

Kader; alınmayan sorumluluklar , kendine güvensizliğin sonucunda girilmeyen riskler , kaçılan bahaneler , oflayıp puflayıp onu bunu suçlayıp yan gelip yatılan ve sonunda “Ne yapalım, benim kaderim buymuş” denilen şey değildir.

Eğer “kader nedir?” diye sorulacaksa, benim kaderden anladığım şey çok daha basit.

“Doğduğun aile, yetiştiğin coğrafya ve öleceğin gün.”

Bunların hiçbirine ben müdahale edemedim. En nihayetinde bunlar benim seçmediğim şeyler. İşte budur KADER … Müdahale edemediğimiz şeyler.

Doğum ile ölüm arasındaki yol ise seçimlerimizden ibaret. Alışkanlıklarımızdan ibaret.

Ama burada da küçük bir mesele var. Biz çoğu zaman seçim yaptığımızı zannediyoruz. Oysa çoğu zaman seçim yapmıyoruz. Alışkanlıklarımızı yaşıyoruz.

Aynı yerde susuyoruz , aynı yerde geri çekiliyoruz, aynı yerde risk almaktan vazgeçiyoruz.

Sonra dönüp baktığımızda aynı tartışmalar, aynı hayal kırıklıkları , aynı döngüler farklı hallerde hayatımızda sürekli tekrar ediyor. Ve bir noktada diyoruz ki ne yapayım “benim kaderim de böyle işte”.

Bu kaderciliğe saklanıp sorumluluk almayan , sürekli bahane üreten insanları duymuyorum artık. Eskiden onlara yardımcı olmaya çalışıyordum. Ama değişmeye gönlü olmayana artık kılımı bile kıpırdatmıyorum.

Bir çoğumuzun kader dediği şey , fark etmeden sürdürdüğü alışkanlıkların sonucu oluyor aslında. Farkedildikten sonra şayet kendisine zarar veren alışkanlıklarını değiştirmeye adım atmıyorsa bir kişi , o kişiye artık yapılacak bir şey yok. Seçimini yapmış demekki.

Tarihe bir bakın. Değişim yaratan insan hayatlarını büyük kararlarla değil, küçük tekrarlarla şekillendirmiş

Kader ile alışkanlık arasındaki çizgi düşündüğümüzden çok daha ince. İnsan bazı davranışlarının kaynağını fark ettiğinde, o çizginin yerini de görmeye başlıyor.

Belki de artık kadercilikten sıyrılıp , seçimlerimize bir göz atma zamanımız gelmiştir.

Ne dersiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir