Haklı Çıkma Sevdası

Bir tartışmanın ortasındasın. Karşı taraf bir şey söylüyor, senin de içinden dev hararetleniyor “Hayır öyle değil, doğrusu bu!”

Araya giriyorsun, lafı kesiyorsun, örnekler diziyorsun, ses tonun biraz yükseliyor… Ve en sonunda o meşhur cümleyi kurup zafer kazanmış gibi bakıyorsun.

Peki sonra ne oluyor şampiyon?

Gergin bir hava, soğuk bir sessizlik ve karşı tarafta açılan küçücük bir mesafe. Ve haklı bir gurur ile arkaya yaslanma

İtiraf edelim; hepimiz zaman zaman bu “haklı çıkma” sevdasına kapılıyoruz.

Trafikte biri önümüze kırsa günümüzü mahvediyoruz sırf ona ne kadar hatalı olduğunu göstermek için. Evde ufacık bir detay yüzünden saatlerce soğuk savaş yürütüyoruz sırf “Ben demiştim” diyebilmek için.

Sanki haksız olduğumuzu kabul etsek ya da “Peki, senin dediğin gibi olsun” deyip geçsek eksilecekmişiz gibi geliyor.

İnsan o an hemen bir savunma zırhı giyiyor. “Aman geri adım atma, ezilirsin!” diye fısıldıyor içimizdeki o inatçı ses.

Oysa dönüp bir baksa sırf haklı olmak için kaç defa huzurunu bıraktın o masada? Kaç defa sevdiğin bir insanın kalbini kırdın sırf kendi dediğin doğru çıksın diye?

Bana göre hayat tam da bu anlarda sınatıyor bizi.

İnsan haklı çıktığında, diklendiğinde yeni bir şey öğrenmiyor; ama durup “Gerek var mı şu an buna?” diyebildiğinde büyüyor.

Kendini kanıtlama çabasını bir kenara bıraktığında ise hafifliyorsun aslında. Biri sana katılmadığında ya da yanlış bir şey söylediğinde bunu bir “savaş” değil, sadece bir “durum” olarak gördüğünde zihnin rahat bir nefes alıyor.

Haklı olmak harika bir şey olabilir , ama huzurlu olmak çok daha büyük bir lüks kabul edelim artık bunu

Bugün trafikte ya da iş yerinde veya evde bir tartışmanın alevi yükselmeye başladığında kendini durdur ve içinden sorsan mesela

Şu an ki derdim mutlu mu olmak , yoksa sadece haklı çıkmak?

Cevabı verirken içini bir hafiflik kaplarsa, doğru yoldasın demektir 🙂

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir