Ortamın Kaderini Belirler

En iyi insanı al, yanlış ortama koy. Sonucu hep aynı.

Bu yazımda biraz iddialı bir giriş yapayım istedim.

Bu giriş ile linç yiyebilirim ama herkesin bildiği fakat konuşmaya çekindiği konular yazılıyor nasılsa bu blogda 🙂

En çok çalışan insan değil de , en doğru ortamda duran insan ilerliyor diyerek yazıma başlıyorum efendim.

Bunu kabul etmek zor geliyor bazen biliyorum.

Çünkü “her şey bende” demeyi seviyoruz. Sorumluluk almak güzel elbette.Ama ortamın gücünü görmezden gelmek, körü körüne kürek çekmek gibi bazen

Yanında oturduğumuz insanlara şöyle bir baksak mesela;

  • Sürekli şikayet edenler mi var? Sen de şikayet etmeye başlıyorsundur.
  • Sürekli büyümekten, denemekten, risk almaktan bahsedenler mi? Sen de o yönde çekiliyorsundur.

Aslında bunu seçim yaparak yapmıyorsun da , otomatik oluyor. Üzüm üzüme baka baka kararır misali çevre sessizce seni şekillendiriyor.

Michael Jordan mesela.

1984’te Chicago Bulls’a katıldığında yetenekli ama henüz çiğ bir oyuncuydu. Antrenör Phil Jackson’ın kurduğu ortam, takımın birbirini büyüttüğü bir kültür yarattı. Jordan orada zaten vardı. Ama o ortamda başka biri oldu. Jordan zaten yetenekli idi nerede olsa farkedilirdi konusundan bahsetmiyorum.

Ancak aynı Jordan başka bir takımda, başka bir kültürde aynı Jordan olur muydu?

Bunu kimse bilemez. Ama ortamın o dönüşümdeki payını kimse de görmezden gelemez.

İş dünyasına da bakalım.

Steve Jobs, Apple’a geri döndüğünde şirketi kurtarmak için yeni insanlar getirmedi önce. Ortamı değiştirdi. Neyin önemli olduğunu, neyin olmadığını yeniden tanımladı. Odak, netlik, cesaret bunlar önce kültür oldu, sonra ürünler gelişti.

Bir liderin en az konuşulan sorumluluğu budur aslında.

Teknik bilgi vermek, hedef koymak, geri bildirim vermek evet bunlar görünür. Ama kurduğu ortam, oluşturduğu iklim görünmez.

Korku ikliminde çalışan ekip hata yapmamak için çalışır. Güven ikliminde çalışan ekip ise iyi iş çıkarmak için bu kadar basit.

Şikayet kültürünün hakim olduğu bir ofiste en motive insanı koy. Birkaç ay sonra bak. O insan değişmiştir ama ofis aynı ofistir. Çünkü sistem her seferinde bireyi ezer.

Bunu bilen lider önce ortamı düzeltir, sonra insanı. Bunu bilmeyen lider ise sürekli “neden bu ekip gelişmiyor?” diye sorar. Ve cevabı hep dışarıda arar.

En güçlü alışkanlıklar yalnız başına değil de birlikte inşa ediliyor. Bir ekibin alışkanlıkları da liderin kurduğu ortamın yansıması oluyor kesinlikle.

Tarihe de şöyle bir göz gezdirirsek değişim yaratan insanlar doğru ortamı ya buldular , ya da kendileri inşa ettiler.

O yüzden giriş başlığı ortamın kaderini belirler..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir